Günün Sözü

20 Temmuz 2011 Çarşamba

‘Artık daha fazla sosyal ağa vakit kalmadı’

0 Yorum Yazılmış
linked,sosyal ağ,google+,facebook,twitter,internet
Google+’ın sosyal ağ yarışına katılmasıyla “Artık daha fazla sosyal ağa vaktimiz kaldı mı?” sorusu da sıkça sorulur oldu. 

Geçtiğimiz günlerde de giderek ilgi süremizin kısaldığı ve bilgisayarlı yaşamın beynimizi tembelleştirdiği tartışması patlak vermişti.
Peki giderek daha fazla “bilgisayar odaklı” hale gelen, bizi bilgiye kolay ulaşmaya alıştıran internetli yaşamımıza yeni sosyal ağ eklemeye vaktimiz var mı?
İş bağlantıları için bir araya gelinen sosyal ağ LinkedIn’in CEO’su Jeff Weiner’a göre internet kullanıcılarının vakitlerini harcayacakları zaten yeterince sosyal ağ var. Weiner’a göre, Facebook, Twitter ve LinkedIn’in hâlihazırda var oldukları bir sosyal ağ dünyasında insanların artık daha fazlasına ayıracakları zaman kalmadı.
Aile ve arkadaşlarıyla iletişim kurmak isteyenler için Facebook, kısa mesajlar gönderip diğer kullanıcıları bilgilendirmek isteyenler için Twitter ve profesyonel yaşamla ilgili bağlantılar içinse LinkedIn’in olduğunu söyleyen Jeff Weiner, “daha fazla sosyal ağa vakit yok” diyerek yeni bir tartışmayı da başlatmış oldu.
LinkedIn CEO’su Weiner’ın “Kimse Facebook’tayken Twitter’dan mesaj atmıyor ya da LinkedIn’deyken bir yandan da Facebook’ta mesajlaşmıyor” sözleri ise birçok Amerikalı teknoloji yazarını tartışmanın içine çekti.
Kimi “Günde 1 saatimi sosyal ağlara harcayacaksam bunun 30 dakikası Facebook’a, 20 dakikası Twitter’a ve 10 dakikası da Google+’a gider. LinkedIn’e 6 ayda bir 2 dakika uğrarım” yazdı bugün köşesinde. Kimiyse dev sosyal ağların var olduğu pazarda bir yenisinin çok başarılı olamayacağı, çünkü insanların şu anda bile yeterli vakit bulamadıkları görüşünü destekledi. MySpace’in kurucucu Tom Anderson ise “Sosyal ağ pazarında hala yeni ağlara yer var” mesajıyla tartışmaya katıldı.
Tartışma süredursun, Google+’ın kullanıcı sayısı 10 milyonu geçti. Bazı tahminlere göreyse 100 milyon kullanıcı sayısını en hızlı bulan sosyal ağ Google+ olacak.
LinkedIn CEO’su Jeff Weiner’ın sadece rakibini yermek için mi bu açıklamayı yaptığı veya gözlemlerinde gerçeklik payı olup olmadığını zaman gösterecek. İnternet kullanıcıları ise giderek kızışan sosyal ağ yarışından paylarını “daha fazla yere bölünerek” alacak.

Herkese 7 bedava film; İndirin!

0 Yorum Yazılmış
film,indir,download,bedava,korsan
7 bedava kült film!

Korsan korkusu olmadan, gönül rahatlığıyla indirip izleyebileceğiniz 7 harika film...


Cuma akşamlarınızı nasıl geçirirsiniz? Dışarıda arkadaşlarınızla mı? Evde oyun oynayarak mı? Ya da evde koltuğa uzanıp bir korku filmi seyrederek mi? Eğer son tercih ilginizi çekiyorsa size güzel bir teklifimiz var. Sizin için internetten bedava olarak izleyebileceğiniz ya da indirebileceğiniz 7 klasik korku filmi seçtik!

1- Nosferatu

Bram Stoker'ın meşhur Drakula romanını izinsiz bir şekilde uyarlayan bu film daha sonra açılan davalarla birlikte toplatıldı ve neredeyse her kopyası yakıldı. Film siyah-beyaz ve herhangi bir sesli diyalog barındırmıyor.
1932 yapımı bu filmde Bela Lugosi başrolde oynuyor. Haiti'deki adasında iki genci evlendirmeye çalışan ve insanları zombi yapan bir iksir üreten Lugosi'nin hikayesini anlatan film 11 günde, küçük bir bütçe ile çekilmiş.
Frederick Loren lanetli tepedeki evde geceyi geçirene 10.000 $ teklif ediyor! Geçtiğimiz yıllarda tekrarı çekilen filmin 1959 yılında Vincent Price'ın başrolde oynadığı orjinal hali.


4- Horror Hotel
Horror Hotel Nan Barlow adındaki genç bir öğrencinin yaz tatilinde cadılık ve büyü ile ilgilenmeye karar vermesini ve tatilini New England'da geçirmeye karar vermesini anlatıyor. Öğretmeninin önerisini dinleyen Nan New England'a gider ve buradaki Raven's Inn de kalmaya karar verir...
Yine Vincent Price'ın baş rolünde oynadığı bu film geçtiğimiz yıllarda tekrar beyazperdeye uyarlanmıştı. İnsanoğlu bir hastalıkla karşı karşıyadır ve hastalananlar güneş ışığından korkan vampirlere dönüşmektedir. Sadece Vincent Price bu hastalığa yakalanmamıştır ve o da kendini geceleri eve kapanıp gündüzleri vampirleri avlayarak yaşamaktadır.
George Romero'nun bu kült filmi Pensilvanya'da bir çiftlik evinde zombilerle mücadele eden 7 insanın hikayesini anlatıyor.
1979 yapımı bu film diğer filmler gibi vampirlerden, büyüden ya da zombilerden bahsetmese de yavaş yavaş delirmeye başlayan bir sanatçının hikayesini gayet vahşet dolu ve kanlı bir biçimde seyircilere aktarıyor.

Oyun mu, seks mi?

0 Yorum Yazılmış
pc,oyun,kadın,seks,bayan,tercih,araştırma,anket
Kadınlar, oyunu sekse tercih eder mi?

Bayanlar hakkında yapılan bu çok ilginç araştırmanın ne kadar doğru olduğunun kararını siz verin...


İlgin araştırmaların ardı arkası kesilmiyor. Doritos tarafından yapılan ankete göre, bayanlar oyun oynamayı duş almaya, alışveriş yapmaya, formda kalmaya ve seks yapmaya tercih ediyorlar.
Evet, bahsedilenler kulağınıza biraz şaşırtıcı gelmiş olabilir. Fakat Doritos gibi bir firma, anket yoluyla böyle bir araştırma yapmaya kalkarsa bu tür sonuçlar ortaya çıkabiliyor.
Ama kim bilir? Belki de bu tarife uyan bir kısım bayan vardır. Zira düzenlenen anketin sonuçlarına göre ankete katılan bayanların %49'luk bir kısmı online oyunlar oynuyor ve %84'ü oyunlarını oynamaktan, %70'i ise seks yapmaktan zevk alıyor.
Bir diğer ilginç nokta ise bayanların zamanlarının %23,1'ini oyun oynayarak, yani erkeklerden daha çok oyun başında kalarak geçiriyor olmaları. Zira erkekler, haftada %22,3'lük zamanlarını oyun oynamaya ayırıyorlar.

Fast food yiyecekler çikolatadan daha zararlı

0 Yorum Yazılmış
fast food,yiyecek,patates,diş,zararlı,sağlık,çikolata
Patates kızartması, dişler için çikolatadan daha zararlı.

Antalya Diş Hekimleri Odası Başkanı Caner Güleç, fast foodların (hazır yiyecek) içerisinde bulunan patates kızartmasının dişlere iki kat daha fazla zarar verdiğini söyledi.Yine kola, fast food yiyecekler, raf ömrü uzun olan unlu mamuller, çikolata ve şekerden daha zararlı. Güleç, özellikle bazı unlu mamullerin raf ömrünü uzatmak için katılan kimyevî maddelerin dişlerin düşmanı olduğuna dikkat çekti.
Aslında şeker ve çikolatanın adının çıktığını belirten Güleç, bu ürünlerin haksız bir rekabete maruz kaldığına, dişler üzerinde bulunan mikro organizmaların bu gıdalardan beslendiğine işaret etti. Tüketilen gıdalardan sonra günde en az bir kere dişlerin fırçalanması gerektiğini ifade eden Caner Güleç, "Dişler üzerinde bulunan gıda artıklarının uzaklaştırılması gerekiyor. Dişlere daha çok zararlı olarak bilinen gıdaları yenmesi durumunda ağız mutlaka su ile çalkalanmalı." dedi.

Uçan adam sabri öğrenciyken =] - Uçan Liseli

0 Yorum Yazılmış


Anneler gününe özel reklam - O tabak bitecek! :)

0 Yorum Yazılmış


Hedefi bir dünya markası yaratmak

0 Yorum Yazılmış

Mehmet Kemal Olgun / Ekonomi 2003 / PSD Sağlık ve Gıda Ekipmanları Dış Ticaret Direktörü

Kemal bugüne kadar iletişim halinde olduğu 30 ülkede yaptığı pazar çalışmaları sayesinde kemikleşmiş bir müşteri portföyüne sahip. Bugün ise hedefi bir dünya markası yaratmak.
Dış ticaret alanında kariyer yapmayı; daha lise yıllarında çevrenin ve dönemin uluslararası politikalarının etkisiyle düşünmeye başlayan Kemal, bunun için üniversite tercihini, BİLGİ’den yana kullanır. Üniversite yıllarında bir aile dostlarının şirketinde amatör olarak yarı zamanlı çalışmaya başlayan Kemal’i, para kazanmaktan ziyade iş hayatını tanımak amacıyla çalıştığı bu şirket, ihracat alanında kariyer yapmak konusunda onu motive eder. Bu deneyimin mesleğe daha profesyonel yaklaşmasına ve özgüvenini artırmasına etki ettiğini söyleyen Kemal, okuldan mezun olduktan sonra önce askerlik görevini yerine getirir.
Ardından BBA Beymen’de ithalat sorumlusu olarak ilk profesyonel işine başlayan Kemal, dış ticaret uzmanı olarak Sofra Gıda’ya geçer, bir süre sonra buradaki görevine dış ticaret müdürü olarak devam eder. Ardından aldığı bir teklifi değerlendirerek BANAT firmasında Afrika Bölge Müdürü olarak işe başlar. 2008 yılında evlenen Kemal’in bu yıl Ocak ayında ise oğlu dünyaya gelir. Yine bu yılın başında BANAT’tan ayrılan Kemal, halen çalıştığı PDS Sağlık’ta göreve başlar.
Kendini geliştirmek için kurslara katıldı
Dış ticaret alanında kendini geliştirmek için çeşitli seminerlere katılan Kemal, özellikle ihracatçı birlikleri ve İSO‘nun düzenlediği seminer ve konferanslarda, dış ticaret iş akışı ve hayatı konusunda vizyon kazanır, buralarda aldığı eğitimler kişisel gelişimine yardımcı olur. Bu eğitimler sayesinde ilgili uzmanlarla birebir iletişim kurarak, deneyimlerinden faydalandığını söyleyen Kemal, bu sayede farklı bakış açılarının profesyonel hayatına ışık tuttuğunu düşünüyor.
Altı aydır çalıştığı PDS Sağlık ve Gıda Ekipmanları şirketinde Dış Ticaret Direktörü olarak tüm ihracat ve ithalat faaliyetlerinden sorumlu olan Kemal, şirketin hedeflediği ihracat rakamlarına ulaşmayı ve departmanı en verimli şekilde yönetmeyi hedefliyor. İş hayatıyla ilgili felsefesi, ‘bulunduğu firmaya en yüksek değeri katmak’ olan Kemal, bu felsefe sayesinde yaptığı işte başarıyı yakalıyor. “Bunu akılcı hedefler seçmek, doğru stratejiler belirlemek ve çok çalışmak takip ediyor” diyen Kemal’in uzmanlık alanı, tüm dış ticaret faaliyetleri. İlk önce satış ve pazarlama alanında uzmanlaştığını belirten Kemal, mesleğe operasyonel altyapıdan başladığını, bunun da mesleki gelişimine katkıda bulunduğunu dile getiriyor.
İşi gereği 30 ülkede pazar araştırması ve iş geliştirme seyahatleri yapan Kemal, bu çalışmaları farklı firma ve sektörler için yürütse de kemikleşmiş bir müşteri portföyüne sahip. “Bu başarıyı yakalamanın en önemli faktörleri, satış politikalarının doğru ve profesyonelce yürütülmesi ve müşteri ilişkilerinin karşılıklı güvene dayanmasıdır” diyen Kemal, bir pazar araştırması için gittiği bir ülkede bir holding patronunun kendisine; Avrupa tedarikçilerinin fiyat avantajına rağmen kendisi ile çalışma kararı aldıkları belirttiğini söylüyor. Bu kararın, olumlu enerjileri ile daha hızlı ve efektif yol alabilmeleri sayesinde alındığını ifade eden Kemal, “Bu hem müşteri ilişkilerinin önemini hem de ülkemizin uluslararası düzeyde gelmiş olduğu noktayı özetliyor” diyor.
Hedefi, uluslararası bir marka yaratmak
PDS firmasının SoftBowl markası adı altında Türkiye’de ve dünyada sayılı sıvı silikondan üretilen kek kalıbı ve mutfak gereçleri ürettiğini açıklayan Kemal, pazarda yerli ve yabancı birçok benzer ürün olduğunu ancak çoğunun sağlığa zararlı, kanserojen madde içerdiğini belirtiyor. Bu alanda insan sağlığı konusundaki hassasiyetlerini tüm dünyaya yayarak bilinçlendirme niyetinde olduklarını vurgulayan Kemal, “Bu çerçevede amacımız hem Türk markası olarak kaliteli ürün imajını sağlamak hem de uluslararası bir marka yaratmak. Birkaç yıl önce başlattığımız bu proje ile ilgili yurtdışı pazarlarda demo çalışmaları yaparak işin mutfağına giriyoruz” diye konuşuyor.
Kemal’in bugün öncelikli hedefi, firmanın hedefleri doğrultusunda dünya pazarında bilinen bir marka yaratmak. O nedenle şu anda bütün enerjisini bu hedefin gerçekleştirilmesi için harcıyor, AR-GE çalışmalarına, doğru stratejileri kurmaya ve takımını doğru yönlendirmeye ağırlık veriyor. Bu hedefin kısa sürede gerçekleşecek bir hedef olmadığı, büyük sorumluluk ve özveri istediği bilinci ile hareket eden Kemal, iş hayatı gibi iş dışındaki hayatı da doğru planlamak gerektiğine inanıyor. Şu sıralar boş vaktinin neredeyse tamamını beş aylık oğluyla geçiren Kemal, oğluyla ilgilenmenin kendisini iş hayatına motive ettiğini söylüyor. Bunun dışındaki vaktini ise tenis ve playstation oynayarak geçiriyor.

Hacca borçlu gidilir mi?

0 Yorum Yazılmış

Hacca borçlu gidilir mi?

 Sayın hocam, 2001 yılında benden borç almış olan kişi borcunu ödemedi, hatırlattığımda mahkeme yolunu gösterdi. Şimdi bu adam hacca gidecek. Bana da 'Ben de ölmedim, sen de ölmedin, bir ara öderim' diyor. Tabii ki esirgeyen de bağışlayan da yüce ALLAH'tır, bunu biliyorum. KURAN-I KERİM'de bununla ilgili bir sure var mı sayın hocam? KURAN-I KERİM'de borç alırken de verirken de şahitler olsun ve bir yere yazın diye belirtiliyor. Ben bu kişinin kendisinden faiz de istemiyorum ama o iyi niyetli değil. Hocam ben sadece sizden bu konuda mal alan bir kişinin ödememesi (ödeyememesi değil) durumunda KURAN-I KERİM'de ne yazdığını, nereye bakmam gerektiğini öğrenmek istiyorum. Cem Öztürk

CEVAP: Bakara Suresi'nin 152'nci âyeti, borç alış verişlerinde özellikle borcu alanın bunu Âdil Kâtibe yani notere yazdırması, iki tanık da bulundurması, yazdırma imkânı olmadığı takdirde borca karşılık rehin alınması emredilmektedir. Bu adam nasıl adamdır ki borcunu ödemeden hacca gidiyor? Borcu olanın önce borcunu ödemesi, artı parası varsa hacca gitmesi gerekir. O zaman bu kişinin haccı, hacı unvanı kazanmak, hava atmak, gösteriş yapmak amacına yöneliktir.

Eğer senet yapmışsanız, yahut adam itiraf ediyor da ödemiyorsa mahkemeye başvurursunuz, mahkeme halleder ama ne kadar zamanda halleder, onu bilemem. Adam borcunu ödemiyorsa şimdi yasada hapsi de kaldırdılar. Demek ki adamın yanına kâr kalıyor.

İslâm hukukuna göre adamın mal varlığı varsa devlet onun malından aldığı ödüncü tahsil eder. Yasa da öyle. Malları haczedilir. Ama üstünde bir şey bırakmamışsa hapis cezası da kaldırıldığına göre Allah'a havale etmekten başka çare yok.

Ama borç hususunda kısasa kısas diye bir şey bilmiyorum. Adam beni dolandırdı, ben de onu dolandırayım olmaz. Çünkü kalpazanlık haramdır. Müslüman doğru insandır. Ayrıca işlenen suçun cezasını bireyler değil, devlet verir.

Allah yardımcınız olsun.

Süleyman Ateş 02.07.2007 Vatan


Astronot uzayda nasıl ibadet etmeli

1 Yorum Yazılmış

Astronot uzayda nasıl ibadet etmeli

  Malezya önümüzdeki ay ilk astronotunu uzaya gönderecek. Uzay İstasyonu, Dünya etrafında günde 16 tur attığı için, Müslüman astronotun teorik olarak 80 kez namaz kılması gerekiyor. Ancak din otoriteleri, “Dünyadaki gibi günde 5 vakit namaz kılabilir” dedi

Biri doktor, biri dişçi olan Malezyalı iki astronot adayının Rusya'daki eğitimleri sürerken, ülkede büyük heyecan yaşanıyor. İki astronottan Şeyh Muzaffer Şükür'ün uzaya gideceği belirtiliyor. Daha önce de uzaya Müslüman astronot gönderilmesine rağmen, 10 Ekim'de başlayacak bu yolculuğun Ramazan ayına denk gelmesi, Malezyalı din alimlerini sevindirdi.

KİTAPÇIK HAZIRLANDI
Astronotun uzayda oruç ve namaz gibi ibadetlerini yerine getirmesini isteyen Malezya İslami Kalkınma Departmanı (JAKIM) yetkilileri, konuyla ilgili olarak 20 sayfalık bir kitapçık hazırladı. "Uluslararası Uzay İstasyonu'ndaki koşullar, astronotun bir Müslüman olarak yerine getirmesi gereken sorumluluklar için bir engel teşkil etmiyor. Zor koşullarda da, İslam dini ibadetin yerine getirilebileceği rahatlığa sahiptir" ifadelerinin yer aldığı kitapçıkta, astronotun uzayda nasıl ibadet etmesi gerektiği ayrıntılı olarak açıklanıyor. Uzay istasyonunun Dünya etrafında günde 16 kez dönmesi nedeniyle, Müslüman bir astronotun teorik olarak günde 80 kez namaz kılması gerekiyor.

ÖLÜRSE NE OLACAK?
Ancak kitapçıkta, astronotun Dünya'daki gibi günde 5 vakit namaz kılabileceği belirtiliyor. Namaz vakitlerinin ise uzay mekiğinin fırlatılacağı Baykonur bölgesine göre ayarlanması gerektiği vurgulanıyor. Kitapçıkta astronotun suyu kullanamaması durumunda, toprak olmasa bile, sembolik olarak abdest alabileceği ifade ediliyor. Öte yandan kitapçıkta Müslüman astronotun uzayda ölmesi durumunda ne yapılacağına da değinilmiş. Verilen bilgiye göre, ölen kişinin cesedi Dünya'ya geri getirilmeli. Ancak bunun mümkün olmadığı bir durumda ise astronot kısa bir törenin ardından uzayda defnedilmeli. Ancak kitapçıkta bunun nasıl yapılacağına dair ayrıntılı bilgi verilmiyor.

Beyni Güçlendirmenin 7 Yolu

0 Yorum Yazılmış

Zihin jimnastiğini öğrenin: Regensburg Üniversitesi''nde araştırmayı yöneten Dr. Arne May, günde 60 saniye zihin jimnastiği yapıldığında beyin gücünün arttığını söyledi.

Daha fazla demir alın: King''s College Beslenme Bölümü''nden Dr. Michael Nelson, 140 öğrenci üzerinde yaptığı araştırmada, diyetlerinde zengin demir olan öğrencilerin IQ''sunun daha yüksek olduğunu ortaya çıkardı.

Kahvaltıyı ihmal etmeyin: 500 öğrenci üzerinde yapılan bir araştırmada da, kahvaltılarında tahıl türü yiyecekler veya yumurta ve peynir olan öğrencilerin sabah yapılan sınavlarda hiç kahvaltı yapmayanlara göre daha yüksek not aldıkları görüldü.

Egzersiz yapın: Exeter Üniversitesi Sağlık Eğitimi Bölümü''nden Angela Balding; bin 400 öğrenci üzerinde yaptığı araştırmada, fiziksel etkinlikte bulunan öğrencilerin akademik başarılarının arttığını belirtti. Egzersiz yapıldığında beyine daha fazla oksijen gittiğini, böylece beyin algılamasının ve öğrenme fonksiyonlarının da arttığını söyledi.

Hoşunuza giden yiyecekler yiyin: Florida Üniversitesi''nden Profesör David Figlio''nun yönettiği bir araştırmada, öğle yemeklerinde sevdiği şeyleri (çikolatalı içecekler, bisküvi, pizza gibi) yiyen öğrencilerin sınavlarda yüksek performans gösterdiği ortaya çıktı.

Çilek ve yaban mersini (çay üzümü) yiyin: Boston Tufts Üniversitesi''ndeki bilim adamları yaptıkları son araştırmalarda, çay üzümünün zengin antioksidan (oksit giderici) içerdiği için en büyük beyin gıdası olduğunu buldu. Başka bir araştırmada, Maryland Üniversitesi''nden Nörolog Profesör Bernard Rabin, çileğin dondurulmuş haliyle insanlarda beyin fonksiyonlarını arttırdığını söyledi.

Brokoli yiyin: Londra King''s College''de bilim adamları; patates, portakal, elma ve turpun anti-asetilkolinesteraz (sinir uçlarında ve kanda bulunan, hidroliz ve asetilkolini destekleyen bir çeşit enzim) içerdiğini ama brokolinin çok daha fazla içerdiğini tespit etti.

FBI'dan Anonymous şüphelilerine baskın

0 Yorum Yazılmış
Anonymous,korsan,hacker,bilgisayar,fbi,internet
ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI), New York kentinde, bilgisayar korsanları grubu Anonymous'un üyeleri tarafından kullanıldığından kuşkulanılan 3 eve baskın düzenledi.

Brooklyn ve Long Island'daki evlerde bulunan bilgisayarlarda ve bilgisayarlarla ilgili cihazlarda incelemeler yapıldı. Bazı cihazlara el kondu. Kimsenin gözaltına alınmadığı bildirildi. FBI Sözcüsü Peter Donald, baskınların, devam eden bir soruşturmayla bağlantılı olduğunu söyledi.
Anonymous'un son eylemi, bu ay Apple firmasının sunucularına sızdığını açıklaması olmuştu. Grup aralık ayında da internetten rahatça bulunabilen bazı yazılımları casus kullanarak Mastercard ve Visa firmalarının internet sitelerini geçici olarak çökertmişti.

Panda Cloud Office Protection 5.50

0 Yorum Yazılmış
Panda Security,Cloud Office,Protection,uzaktan,bağlantı
Panda Security Panda Cloud Office Protection 5.50’yi duyurdu.
Yeni versiyon ile Teamviewer, UltraVNC, TightVNC, RealVNC yazılımları kullanılarak konsol üzerinden arzu edilen kullanıcı ile uzaktan bağlantı kurulabilecek.
Bu yeni özellik sayesinde IT yöneticileri Panda Cloud Office Protection ile korunan kullanıcılara uzaktan erişebilecekleri için ciddi bir zaman kazancı sağlayacaklardır. Sadece basit bir tıklama ile yaşanılan sorunlar ya da yükleme amacı ile kullanıcılara bağlanılabilir.
Geçtiğimiz aylarda PC Magazine Rusya tarafından 5 yıldız alan Panda Cloud Office Protection, web konsolu sayesinde her an her yerden yönetilebilen bulut tabanlı bir endpoint güvenlik servisidir.
Panda Cloud Office Protection’ın bir bulut servisi olduğunu ve antivirus sunucularına olan ihtiyacı ortadan kaldırdığını vurgulayan Avtürk Ürün Müdürü Okan Horasan, bu çözümün konsolda bulunan dağıtım aracı ile ya da içinde özel yükleme dosyasının linki bulunan basit bir e-posta yardımı ile kurulabileceğini; koruma ayarları için grup politikaları, bütün zararlı türlerinin ve ağ tehditlerinin birleşik olarak izlenebileceği raporlar, merkezi ve birleşik bir karantina sunabildiğini söyledi.
Yeni versiyon Panda Security’nin yine yeni duyurduğu Panda Cloud Partner Center ile tamamen entegre olarak çalışmaktadır. Bu konsol sayesinde servis sağlayıcılar ve kanal ortakları tek bir konsol üzerinden müşterilerinin güvenliğini ve demodan alıma, alımdan yenilemeye kadar tüm döngülerini takip edebilirler. Bu avantajların yanı sıra; Avtürk Ürün Müdürü Okan Horasan, görüntüleme özellikleri sayesinde kanal ortakları korunmayan kullanıcıları, sunucuları ve iş istasyonlarını tanımlayarak, kendilerine yeni satış fırsatları yaratıp ek gelir sağlayabileceklerini de belirtti.
Yeni versiyona  Avtürk ve kanal ortakları aracılığıyla ulaşılabilir. Panda Cloud Office Protection çözümünü zaten kullanan kullanıcılar ise ücretsiz ve otomatik olarak güncel sürüme ulaşabileceklerdir.

Sosyal ağlardan bilgisayarınızın hatırını sorun!

0 Yorum Yazılmış
Isaac,sosyal ağ,bilgisayar,facebook,arkadaş,teknoloji
Bilgisayarınızı Facebook hesabınıza ‘arkadaş’ diye ekleyin iletişim ağınızı sosyal medyada ‘sohbet’ ederek denetleyin.

Sosyal ağlardaki ‘arkadaş’ sohbetlerine artık bilgisayarlar da ortak oluyor. Kablolu ve kablosuz iletişim ağları ve güvenlik alanında dünya devi olan Amerika merkezli Enterasys Networks’ün geliştirdiği ‘Isaac’  projesi sayesinde, sosyal ağları kullanarak bilgisayarınızın ‘hatırını sormak’ ve ‘sorununu çözmek’ artık mümkün.

Haziran ayının ilk haftasında ABD’de kamuoyuna tanıtılan proje, Temmuz ayı itibariyle Türkiye de dahil tüm dünyada uygulanmaya başlandı. Isaac projesi ile ağ sorunlarının belirlenmesi ve çözümü için gereken zaman, saatlerden saniyelere inecek ve güncellemeler herhangi bir mobil cihaz ile Twitter, Facebook, LinkedIn ve Chatter gibi bilinen bir sosyal medya arayüzü ile gerçekleşebilecek.

Geçtiğimiz hafta İstanbul Radisson Blu Hotel’de, Enterasys Networks CEO’su Chris Crowell ile Enterasys Networks Türkiye Direktörü Tarkan Süalp’in katılımı ile gerçekleşen basın toplantısında, Isaac Projesi tanıtıldı. Enterasys Networks’ün dünyada ve Türkiye’deki yatırımları hakkında da bilgilerin aktarıldığı toplantıda konuşan Enterasys Networks CEO’su Chris Crowell, 2011 yılında Türkiye pazarında çok iyi bir büyüme gerçekleştirdiklerini ve Türkiye’deki pozisyonu korumak için yatırımlara devam edecekleri söyledi.

Dünya nüfusunun yaklaşık altıda birinin kullandığı Facebook, Twitter gibi sosyal ağları, bilişim altyapıları için yenilikçi bir sorun çözme platformu olarak değerlendirdiklerini söyleyen Enterasys Networks Türkiye Direktörü Tarkan Süalp ise, “Isaac dünyada bir ilk hizmet. Isaac ilk kez, insanların makinelerin diline uyum sağlama gerekliliği yerine, makinelerin insanların dilini konuşabilmesine olanak sağlıyor” diye konuştu.

‘Açık iletişim’ yaklaşımını benimseyen Enterasys Networks tarafından geliştirilen ‘Isaac’ projesi ile artık kurumsal ağ aygıtları, Facebook, Twitter, Salesforce Chatter ve Linkedln benzeri arayüzler üzerinden proaktif şekilde yönetilebilecek. Bu hizmet sayesinde Enterasys, sosyal ağlara kişisel kullanımın dışında ‘kurumsal bir işlev’ kazandırmış oldu. Patent başvurusu Enterasys Networks tarafından yapılan bu yenilikçi teknoloji, IP ağına bağlı aygıtları kontrol edebilme yeteneği ile alanında devrimci bir yaklaşım olarak kabul ediliyor.

Toplantıda Enterasys’in Türkiye dahil tüm ülkelerdeki faaliyetleri hakkında bilgi veren Enterasys Networks CEO’su Chris Crowell, “güvenilirliliği ve ürün/hizmetlerinin esnekliği ile bilinen Enterasys’in, kurumlar tarafından tercih edilme oranının her geçen gün arttığını ve buna paralel olarak mevcut kadroların genişletilmesi konusunda, gerekli çalışmalara başladıklarını” belirtti.

Bir tweet ile ağ sorununuz çözülecek 
Isaac’in insanların makinelerle etkileşime girmesini sağlayan bir sosyal medya arayüzü olduğunu söyleyen Crowell, şu bilgileri verdi; “Sosyal medya insanların birbiriyle etkileşimi için yaratılmıştı ancak gelecekte makinelerle etkileşime girmek isteyen insanlar ve insanlarla geri iletişime girmek isteyen makineler göreceğiz.
Örneğin, dışarıdayken evinizdeki makineye bir tweetle ‘evin ısısını serin yap’ talimatı vermek gibi. Şimdi Isaac ile aynı şeyi iş dünyasında da yapabiliyorsunuz. Bu, bilgi teknolojilerinin ‘cunsomerisation’ı (tüketici için kolay kullanılır hale getirilmesidir) yani, bilgi teknolojilerini, pazardaki her kullanıcı için erişilebilir, ulaşılabilir ve kullanılabilir yapmak.”
Isaac’in sistem yöneticisi ve ağ yöneticisi için destek vermek adına her yerden her an erişimi mümkün kıldığın anlatan Crowell, “Eşinizle akşam yemeğine çıkmak üzeresiniz ve tam o anda ofisinizden bir telefon geliyor. Size “ağa bağlanırken sorun yaşıyorum” diyor. Artık otomobilinizden ayrılmadan ya da yemeği yarım bırakmadan, ağdaki makineye sorunu çözmek için mesaj gönderebiliyorsunuz. Bu da işin güzel tarafı: Her an, her yerden altyapıyı yönetmek ve kontrol etmek için kolay erişim!”
Isaac bilgisayarınızla konuşturacak 
Dünyada her geçen gün daha fazla büyüme kaydeden sosyal iletişim platformları için yeni kullanım amaçlarının geliştirilmesinin doğal olduğunu söyleyen Enterasys Networks Türkiye Direktörü Tarkan Süalp ise konuya ilişkin şunları söyledi: “Isaac sayesinde, BT sunucuları günümüz sosyal ağlarına bağlanabilecekler, iletişim yeteneği ile durumlarını bildirip BT yöneticisinden komutlar alabilecekler.
Peki bu nasıl mümkün olacak? Isaac sayesinde bilgisayarınızı örneğin Facebook hesabınıza tıpkı bir arkadaş ekler gibi ekliyorsunuz ve bilgisayarınıza  ‘nasılsın bir sorun var mı?’ diye sorabiliyorsunuz. Bilgisayarınız bu mesajınıza karşılık varsa sorununu iletiyor ve çözebiliyorsunuz. Hatta siz hiç sormadan bilgisayarınız ‘şu sorunlarım var’ diye mesaj göndererek sizi uyarıyor.  Bu yenilikçi teknoloji sayesinde BT kuruluşları oluşabilecek ağ sorunlarının bir adım önünde olabilecek ve yüksek kaliteli hizmet anlaşmalarının sunulmasında çıtayı yükseltecekler” diye konuştu.

Mobil cihazlarla her yerden erişilebilme özelliğinin yanı sıra özel bir eğitim ya da yeteneğe sahip olmaksızın, karmaşık BT ortamlarının yönetimini mümkün kılan “Isaac” kullanıcısına şu yenilikleri sunuyor:

● Isaac projesi sayesinde artık, ağa bağlı makineler ile hem normal dilde, hem de makinelerin kendi dillerinde iletişim kurma olanağı mümkün.

● Sosyal medyayı en sık kullanan bilişimciler, Isaac projesi sayesinde, en rahat koşullarda ağ sorunlarının üstesinden gelecek.

● İletişimde bir uçtan ötekine, güçlü güvenlik kontrolleri içeren Isaac, mevcut altyapıya uygun, hızlı ve kolay kurulum sağlıyor.

Google+'a bir yumruk daha!

2 Yorum Yazılmış
Facebook,Google+,internet,ilan,site,sosyal ağ
Facebook Google+ ilanlarını engelliyor...

İstediğin kadar yaratıcı ol, eğer Facebook izin vermezse hiçbir şey yapamazsın!


Facebook geçtiğimiz günlerde site üzerinde verilen ilanlardan birini tek taraflı olarak kaldırmakla suçlanıyor. Uygulama geliştiricisi Michael Lee Johnson Google+ çevresini genişletmek ve daha çok arkadaş toplamak için beklenmeyen bir yönteme başvuruyor. Facebook üzerinde bir ilan yayımlıyor. Çok basit bir Facebook ilanı hazırlıyor. İlanın içinde sadece "Michael'ı Google+'a ekleyin" yazıyor.
Reklamın devamında ise "Eğer Google+ hesabı olan şanslı insanlardan biriyseniz, neden bir internet uygulaması ve teknoloji virtüözü olan Michael Lee Johnson'ı çevrelerinize eklemiyorsunuz" yazıyor (ilanın örneği için yandaki resme bakmanız yeterli).

Peki bundan sonra ne oluyor?

Facebook hem bu ilanı kaldırıyor, hem de Michael'ın diğer tüm ilanlarını da sistemden siliyor. Hem de Michael'a kısacık bir mesaj göndererek: "Bu hesap durdurulmuştur. Tüm ilanlarınız durdurulmuştur ve bu ilanlar bir daha Facebook'ta yayımlanmayacaktır. İlanlarınız Facebook servis şartlarına uygun değildir. Hangi şartları ihlal ettiğinizi açıklayamıyoruz. Daha fazla sorunuz için kullanım sözleşmesini okuyunuz".
Michael Lee Johnson yaptığı açıklamada bu ilanın hangi Facebook sözleşmesini veya şartını ihlal ettiğini keşfedemediğinin altını çiziyor ve tüm ilan kampanyalarının Facebook tarafından toplu olarak durdurulmasının haksızlık olduğunu iddia ediyor. Bu konuyu yakın bir zamanda mahkemeye götüreceğini de belirtiyor. Önümüzdeki günlerde veya haftalarda Facebook'a bir dava daha açılırsa şaşırmamak gerekli...

Ve karşınızda Nokia Sea Ray! (Video)

0 Yorum Yazılmış
Nokia,Sea Ray,phone,windows,cep telefonu,mobile
Nokia'nın sır gibi sakladığı, Windows'lu ilk cebi Sea Ray canlı canlı internete sızdı! Videomuzda...

Nokia'nın Microsoft ile yaptığı Windows Phone 7 ortaklığının ardından, aylardır herkes bu ismi tekrarlayıp duruyordu: Sea Ray... Sea Ray, Nokia'nın ilk Windows Phone 7'li cebine verdiği kod isim. Dolayısıyla herkesin, Windows'lu ilk Nokia'yı merak etmesi de şaşılacak bir durum değil.
İşte o Sea Ray, sonunda internete sızdı. Hem de cansız birkaç bulanık kare olarak değil, ayrıntılı bir video olarak.

Videoda Sea Ray'in bir üretyim merkesinde çekildiği zannedilen görüntüleri var.

Hem kasa özellikleri, hem de Windows Phjone 7'si ve kamerası net bir biçimde gözler önüne seriliyor.
Video:


Modern Warfare 3 "çalındı"!

0 Yorum Yazılmış
Modern,Warfare 3,saldırı,oyun,
MW3'ün resmi sitesi saldırı altında.

Uzun zamandır beklenen CoD: MW3, hiç hesaplamadığı bir sepebten dolayı ne yapacağını şaşırdı.


Son yılların iki büyük yapımı olan Modern Warfare ve Battkefield 3'ün piyasaya çıkışları için geri sayım sürüyor. Aralarındaki rekabetin günden güne daha da kızıştığı iki dev firmadan hangisi bir adım ileriye gidebilecek bilinmez ama Battlefield'ın sağdık takipçileri, çoktan oyunları için bir şeyler yapmaya başladılar bile.
Geçtiğimiz günlerde durum öyle bir noktaya geldi ki Activision, piyasaya yeni çıkaracak olduğu Call of Duty: Modern Warfare 3 isimli oyunu için açacağı resmi site olacak olan ModernWarfare3.com URL'sinin çoktan kullanımda olduğunu öğrendi. Siteye girmek istendiğindeyse kullanıcının otomatik olarak Battlefield 3 sayfasına yönlendiriliyor olması Activision'u yasal yollara başvurma konusunda teşvik etmeye yetti.
Fusible.com'dan yapılan açıklamaya göre Activision, URL konusunun bir an evvel çözüme ulaşması için Ulusal Tahkim Forum'una çoktan başvurmuş durumda. 11 maddelik şikayet beyannamesi içeren bir rapor sunan Activison, sitenin kendilerinden başkasına ait olamayacağını savunuyor.
ModernWarfare3.com an itibariyle resmen saldırı altındaki bir site gibi gözüküyor ve site içerisinde YouTube üzerinden paylaşılmış birçok video bulunuyor. Bu videoların arasında Modern Warfare 3'ü en çok yerin dibine sokansa, ünlü İngiliz komedi serisi olan Monty Python and the Life of Brian isimli filmdeki pelte Sezar sahnesinin, Modern Warfare 3'ü aşağılamak için yeniden seslendirilmiş hali oldu.

Büyük hack'e farklı bir yorum

0 Yorum Yazılmış
sony,ps 2,hack,hacker,internet
Sony'den hack konusunda şaşırtan açıklama!

Sony'den, ardı ardına aldığı hacker darbeleri hakkında çok farklı bir açıklama geldi...


20 Nisan'da Sony Playstation Network'un hacklenmesi dünya çapında büyük gündem oluşturmuş ve birçok kullanıcının hesap detayları ortaya çıkmıştı. Birkaç hafta boyunca açılamayan Playstation Network için Sony'nin internet eğlence bölüm başkanı Tim Schaaff şaşırtıcı açıklamalar yaptı; "Müthiş bir tecrübe ve gerçekten iyi bir zaman geçirdik. Tabii yeniden böyle bir şey olmasını istemem. Bir hacker sizi yakalayacaktır önemli olan bununla baş edebilmeniz için hayatınızı nasıl yönlendirdiğiniz."
PC Magazine'in haberine göre; Sony durumu gayet iyi bir şekilde atlatmış durumda; "Yeniden geri geldik, şu an dünyadaki her şey çalışır durumda ve işin en şaşırtıcı tarafı tüm müşterilerin geri gelmiş olması. İnternet bağlantıları eskisinden de iyi, satışlar daha da iyi ve bu tecrübeden dolayı şaşırtıcı şekilde memnunuz."

BMW'den yüzyılın projesi!

0 Yorum Yazılmış
bmw,taşıt paylaşımı,proje,otomobil
Dünya devi "taşıt paylaşımı" sistemiyle atağa geçiyor...

Araç kiralama sistemini bir adım daha ileri götüren BMW, 'kullandıkça öde' sistemiyle bir "taşıt paylaşım sistemini" hayata geçirdi. Şu sıralar Münih'te kullanılan sistem Berlin'de de tanıtıldı. Bu programla, sürücüler interneti veya bir akıllı telefon uygulamasını kullanarak şehrin farklı yerlerine park edilmiş otomobilleri ayırtacak, sonra sürücü ehliyetlerine takılan bir çip vasıtasıyla bunlara erişecekler.
Kullanılacak araçların dakikası ise biraz pahalı: 25 peni yani 66 kuruş. Başarıyla uygulanan sistemin dünya çapında yaygınlaştırılması hedefleniyor. Bunun için düğmeye basan BMW, Almanya'dan sonraki ilk uygulamasını İngiltere'de başlatacak. İngiltere'de ise Londra, Birmingham ve Manchester pilot bölgeler olarak seçildi.
Bu inovatif fikre firma, 300 BMW 1 Serisi araçla destek veriyor. BMW bu işi Almanya’daki en büyük araç kiralama firması SIXT'le birlikte yapıyor. Sistem birçok yeniliği de bünyesinde barındırıyor. Bankaların kullandığı güvenlik uygulamasına benzer bir şifreleme sistemi kullanan sistem, bir kullanımlık şifreyle aracın bulunduğu konumda anahtarsız çalışmasına olanak sağlıyor. Ayrıca, cep telefonu uygulamalarıyla uygun araç bulunabilecek.
Talebe bağlı olarak plana yeni otomobiller de eklenecek. BMW'nin yeni alt markası, "i serisi" elektrikli otomobilleri de plana dahil edilecek.
Firma ayrıca 'ParkatmyHouse.com' park sitesine de yatırım yaptığını duyurdu. Bu site ise sürücülere, kendi özel park alanlarını, garajlarını ve  kullanıma sunan, ev sahipleriyle iletişime geçerek araçlarını bu güvenli alanlara uygun bir ücret karşılığında park etme olanağı sağlıyor.
BMW ayrıca, sürücülere, trafik kameralarını kullanarak, en uygun rotayı belirlemesine olanak sağlayan 'My Cith Way'e de (New York merkezli) yatırım için fon ayırdı.

IBM'den Şehir Üniversitesi'ne ödül

0 Yorum Yazılmış
ibm,istanbulişehir üniversitesi,sensör ağ,uygulama,ödül
İstanbul Şehir Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü, “Sensör Ağ Uygulamaları” dersi projesi, IBM’in Akıllı Gezegen (Smart Planet) girişiminden ödül kazandı.

IBM’den sağlanacak destekle, İstanbul Şehir Üniversitesi öğretim üyeleri ve öğrencileri, IBM Zürih laboratuvarlarında geliştirilmiş olan “Mote Runner” yazılımını kullanarak bu cihazlar üzerinde çalışan sistemler geliştirebilecek.
Teknoloji dünyasının devlerinden IBM’den İstanbul Şehir Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nün ‘Sensör Ağ Uygulamaları’ projesine ödül. İstanbul Şehir Üniversitesi’nin öğretim üyeleri ve öğrencileri, IBM’den sağlanacak desteği çevremizin sağlığını ölçebilecek sistemleri geliştirmek için kullanacak.
Sensör Ağ Uygulamaları Projesi hakkında bilgi veren İstanbul Şehir Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ahmet Bulut, “Bu proje, bir bilgisayarın sadece hafızasını kullanarak, hızlı akan veri üzerinden ‘bilgi’ çıkarmak, bunu yaparken de mümkün olduğunca az hafıza kullanmaya ve doğru sonuç üretmeye odaklanıyor. Bu çalışmaların odak noktasında sensörler var. Çünkü sensörlerin kapasitesi normal bilgisayara oranla kat kat düşük. Bu sebeple geliştirilen teknikler, bu cihazlar üzerinde işlem yapabilmeyi mümkün kılıyor” dedi.
Çevremizin sağlığını ölçebiliriz
Sağlığımız için kalp ritmimizi, vücut ısımızı, kan şekerimizi düzenli olarak ölçtürdüğümüz gibi çevremizin sağlığını da ölçebileceğimizi ifade eden Bulut, “Karbon salımı ve hava kalitesi, nem oranları ve iklim değişiklikleri, trafik sıkışıklığı, su kalitesi ve daha birçok kriter ölçülebiliyor. Son zamanlarda gelişen Mikro-Elektro-Mekanik-Sistemler (MEMS) sayesinde dünyanın sağlığını mümkün olan her noktada ölçebilir dolayısıyla iyileştirebiliriz. Ölçümler sonucunda elde edilen şeffaflık ile her bir bireyin çevresine karşı daha sorumlu davranmasını sağlayabiliriz. Bunu gerçekleştirebilmek için IBM in desteğini arkamıza aldık. Bu destekle üniversitemizde Sensör Ağ Uygulamaları dersini dizayn edeceğiz. IBM Zürih laboratuvarlarında geliştirilmiş olan Mote Runner yazılımını da kullanarak bu cihazlar üzerinde çalışan sistemler geliştireceğiz” diye konuştu.

Erkek nesli tükeniyor mu?

0 Yorum Yazılmış
sperm,erkek,nesil,sağlık,bilim
Erkeklerde sperm sayısı azalıyor, sperm parametreleri değişiyor, normal değerleri düşüyor, küresel ısınma spermleri de öldürüyor.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), çocuğu olan erkekler üzerinde 4 kıtada yaptığı araştırma sonuçlarına göre, sperm parametrelerinin düştüğünü, açıklıyor.
Avrupa Tüp Bebek Merkezi Klinik Direktörü Op. Dr. Serhat Partalcı; iyi haberin semen (meni) değerlerinin düşmesine rağmen halen gebeliklerin oluşabildiğini, kötü haberin ise semen (meni) değerlerindeki bozulma bu hızla devam ederse insanoğlunun yakında gebelik oluşturmakta çok zorlanabileceğini belirtiyor.
Avrupa Tüp Bebek Merkezi Klinik Direktörü Op. Dr. Serhat Partalcı; sperm sayısını ve fiziki özellikleri incelendikten sonra hareketliliği ve hareketin niteliğinin değerlendirildiğini belirtiyor.
Bu bağlamda bir iyi birde kötü haberinin olduğunu vurguluyor. Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) son yayınladığı verilere göre evli çiftlerin kendiliğinden gebelik oluşturabilmesi için gerekli en düşük semen değerleri eskiden (1999 verilerine göre) 2 ml iken son araştırmada 1,5 ml’ ye düştüğünü, spermin hareketlilik oranının ise % 61’ den % 40’ a düştüğünü belirtiyor. En önemlisinin ise morfoloji yani spermlerin şekil bozukluğu oranının gebelik yeterliliği için % 15 yeterli görülürken, son verilere göre %3’ e düştüğünü belirtiyor. Aynı zamanda Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) eskiden % 5’ in altında kalan değerleri mutlak kısır kabul ettiğini sözlerine ekliyor.
Op. Dr. Serhat Partalcı; tüm bu değişikliklerin çevresel nedenlerden kaynaklandığını vurguluyor. Testislerin vücut derecesinden 1 – 1,5 derece daha düşük ısıda çalışmaya programlandığını spermlerin 35,5 - 36 derecede yaşadığını, bu sebepten dolayı vücut dışına yerleştirildiğini, son yıllarda yaşanan küresel ısınmanın da etkisiyle spermin yarıdan fazlasının kaybolduğunu belirtiyor. Gelişen teknolojiyle birlikte elektro manyetik alanların içinde bulunmanın, yediğimiz hazır gıdaların, kutu içeceklerin ve sigara kullanmanın sperm sayılarını azalttığının altını çiziyor.
Avrupa Tüp Bebek Merkezi Klinik Direktörü Op. Dr. Serhat Partalcı; genetik mirasını değiştiremeyen erkeğin sperm sayısını arttırmak için; doğal beslenmeye önem vermesini, konserve ve hazır yiyeceklerden uzak durmasını, sigara, alkol ve madde kullanımını kesmesini, stresi yönetmeyi öğrenmesini, kıyafetlerini özellikle iç çamaşırını pamuklu ve serin tutan kumaşları tercih etmesini, beden ölçüsünden dar pantolon kullanmamasını tavsiye ediyor.